Murat Uysal

girişimci / matematik mühendisi / yazılım uzmanı / hislerim ve deneyimlerimden yazılar

Youtube sayesinde zamanın değerini anladım: 5 sn bile ne kadar uzun

Gün içinde zaman geçip gidiyor. Zamanlar tüketiyor, ömrümüzü bitiriyoruz.

Ama bunu daha iyi anlamamı sağlayan youtube şaşırttı gerçekten. O sevdiğin bi videoyu 5 sn beklemek gerçekten geçmiyor, resmen insanı öyle bir anlıyor ki 5sn bile bu kadar uzunken, koca günü tüketen insan nasıl büyük bir sermayeyi kaybediyor meğer.

Vakit gerçekten değerli, iyi kullanmak duası ile inş. sevgiler saygılar.

Bazen bazı şeyler öyle iyidir ki, bazı şeylerin kalitesizliği onu etkilemez


Bu kayıt youtube da ve hegün dinleniyor. Benim gibi birçok Barış abinin hayranı ve eserlerini severek dinliyorlar.

Ancak bu videoda o neyin mükemmel ahengi ve etkileyiciliği dışında birşeyi daha hissettim.

Örneğin bu videoda kayıt kötü, ses net kayıt edilememiş biraz buğulu ve tam anlamı ile sesi alamadığımız bir durum var.

Ama bakıyorum da bu kötü kayıta rağmen ara ara düzenli dinliyorum.

Buradan neyi anlıyorum, bazı şeyler öyle iyidir ve güzeldir ki, dolaylı çirkinlikler ve onun dışında onu çevreleyen çirkinlikler bile onu çirkin yapamıyor.

Bu ton ve aheng ve duygu öylesine güzel ki kötü kayıt cihazı, kötü ekran çözünürlüğü ve diğer birçok faktör onu kirletememiş.

Bence böyle insanlar var dünyada. Onca kötülüğün ve çirkinliğin arasında temiz kalabilmiş ve bu nedenle her ne olursa olsun bu kirli dünyada onların temizliği her zaman belli oluyor.

Umarım öyle güzel insanlardan birgün bende, bizde olurum.

Sanat böyle güzel birşey galiba, sanat kadar eşsiz olmak duasu ile keyifli dinlemeler...

PMP Head First Proje Yönetim Kitabı Tavsiyesi


Birçok yazılım projesinde hatalı proje yönetiminin ne kadar büyük kayıplara neden olduğunu acı şekilde şahit olmuş birisiyim.

Bulunduğum projelerde kimisinde alt çalışan olarak projelerde bulunan birisiydim ve bence bu nedenle hataları görmek daha kolaylaşıyor.

Çünkü yöneten kişiler hatalı yönettikleri kişilere benim kadar yakın değilllerdi. Bu sebeple aslında yeteneklerin nasıl yanlış noktaya odaklandığını görmem daha kolaydı.

Bu farkındalığımın temelinde ise hiç şüphesiz büyük bir dikkatle okuduğum ve sizlere de tavsiye ettiğim Head First PMP kitabı var. Bu kitaptan çok şey edindim ve bizzat burada anlatılan hataları yaşayarak gördüm.

Nacizane tavsiye ediyorum. Bu alanda ilerlemek istiyorsanız kesinlikle okumalısınız.

Yanlışlara karşı doğru insan olmaya çalışırken sonuç: Ben Hep Yanıldım

İnsan yaş ilerledikçe maalesef acı gerçekleri görüyor ve kabul etmek istese de istemese de bu gerçeklerin gerçek olduğunu biliyor. Ne kadar saf biri olduğumu her ge��en gün hayat bir kez daha yüzüme yüzüme haykırıyor.

Yıllardır etik ve iyi niyetli olduğum için ( etrafımdakiler öyle diyorlar ben kendimi hep en kötü bildim ) bu yönüm takdir edildiği için daha bu alanda kendimi ilerlettim. Daha etik, daha saygılı daha çok insanları seven biri olmaya odaklandım hayatımı hep böyle ilerlettim. Adalet bu dünyada en değer verdiğim iç duygum idi.

Şimdi bugünüme baktığımda acı acı kendime gülüyor tebessümle ne büyük bir yanılgı içindeymişim onu görüyorum.

Neyi anladım artık, maalesef gerçek olmasını istemediğim şeyleri anladım.

- İyi insanları insanlar daha çok sever sanmıştım aksine eziyorlar, normalde kendilerini ezen insanlara yapamadıklarını iyi olduğunuz için size yapmakta hak görüyorlar. Aksine adil olmak gerekirse ezen kişiye karşı cevap vermeli iyiler birbirine daha iyi davranması gerekir sanmıştırm. Yanıldım....

- Kibar konuşan karşısındakini dinleyen ve özellikle karşısındaki insanın sözünü kesmeden bekleyip sözü bitince konuşmaya başlayan birisi olmayı hep önemsedim. Ama karşılık olarak ben bekledikçe karşımdakilerin susmadığını ve ben bekledikten sonra konuşurken sözümü kestiklerini gördüm. Sandım ki ben böyleyim diye onlar da benim sözümü kesmeyecekler. Yanıldım...

- Kantinde sıra beklerken en sona geçtim, orta sıralarda bekleyen arkadaşıma siparişlerimi alması için para verip arkadaki insanları gözlerinin içine baka baka aptal yerine koymadım. Hatta ben orta sırada beklerken bana sipariş veren arkadaşlarımın siparişlerini almadım arkamdaki insanların buna razı olmayacağını düşündüm. Bunlar doğru idi ancak benim böyle olmam değer göreceğine diğer insanlar tarafından enayilik olarak algılandı. Yanıldım...

- İstanbulda öğrencilik dönemimde metrobüslere binerken etrafımdakilerin insan olduğunu unutmadım, ağır hareketler ile kimseye çarpmadan kimseyi incitmeden inip binmeye çalıştım. Bu sebeple çok az kere oturabildim o koltuklara. Ama çok kez beni yere düşürecek kadar sert itip geçenlerle yaşadım. Kendimce bu iyi bir davranıştı, bu iyilik elbet karşılığını bulacaktı birgün. İyi insan olmak ne güzel şey idi mutluydum, saygı göstermeyen onca insana rağmen böyle biri olmak güzel bir duygu idi, ancak o koltukları kapan insanlar az önce bana omuz atıp geçen o insanlar, bana enayi gözüyle baktıklarını yeni anladım. Yanıldım...

- Yardımsever olmayı değerli gördüm, yardım etmekten hep mutluluk ve huzur duydum. Bana ihtiyacı olup yetiş diyen her kim olsa koştum, bu benim için Allah katında değerli birşey idi ve karşılık beklemedim. Ancak karşılk beklemediğim bir konu olsa da bazen yardıma ihtiyaç duydum, ama kimse gelmedi. Sandım ki onlar da bana borçlu diye değil Allah rızas için zaten koşarlar ama yine Yanıldım...

- Genelde aramaya çalıştım sevdiğim herkesi, aramalarını beklemedim. Tamamen saf ve karşılıksız şekilde aradım sordum mutluluklarını paylaştım merak ettim haberdar olmak istedim hepsinden. Sandım ki onlar da beni nasılsa ararlar sorarlar, lakin ben aramayı bıraktım ben bırakınca onlar da bir daha aramadı zaten. Yine yanıldım...

- Kötü ve argo söz kullanmadım ve bunu değerli gördüm, hak edene dahil hak ettiği küfrü etmedim sustum. Ben kendime öyle konuşmaları asla yakışır görmedim. Sandım ki insanlar buna değer, sonra öyle yönlerini gördüm ki insanların çok daha fazlasını hak ediyorlarmış meğer. Yanıldım....

- Askere vatan görevi dedim, gerçekten kalben istekle gittim. Yıllardır boyun fıtığı sıkıntım vardı zorlanmıştım hep, ancak kim bilirdi günde 7 saat nöbet tutulacak bir askerlik denk geleceğini. Nöbet tuttum, atış yaptım herşeyi elimden geldiğince yaptım. Bişey yaptım sayılmaz bu vatanımız için bizimki iş bile sayılmaz lakin zorlanmıştım, bin katı zor göreve hazırdım ancak o nöbet bana fiziki olarak büyük külfet idi. Samimi idim, halimi dürüstçe anlattım, raporlarımı gösterdim nasılsa ben doğru söylüyordum emindim kendimden, dürüst bir askere komutanlar adil davranır sandım. Orada da yanıldım, rol yapıp revire çıkanlar arasında görevimi yapmakta idim. Akıl bile verdiler at kendini yere diye, gerçekten düşmeden neden kendimi yere atayım ki dedim, nasılsa komutanlarım iyi bir askere yardımcı olurlar sandım. Yine yanıldım.

Yürüyorum ayaktayım diye beni iyi sandılar, aksine yalan söylüyorum sanıp inanmadılar doktora göndermediler. 3 ay sonra ilk doktora gittiğimde benimle alay ederek muayeneye başlayan doktor emar sonucumu görünce sustu ve senin nöbet tutmaman lazım dedi.

Yanıldım yine yanıldım. Sandım ki dürüst olanlar daha iyi muamele görür, yine yanıldım. Üzüldüm, kırıldım, en kötüsü de böyle şerefli bir vatanın güzide komutanlarının vatan sevgim için verdiğim gayreti umursamayıp, dürüst davranan bana yalancı muamelesi yapmasını hiç unutmayacağım. Çünkü ben yalan söylemem. Söyleyemem. Yapamam...

Bu vatan için bir boynum zorlanmış çok mu, canımız feda ama böyle düşünen bir askere de bu tavır olmadı yakışmadı ki yine yanıldım...


- Güçlünün yanında olmayı hiç sevmedim, mazlum yanında olmak her daim en çok huzur duyduğum yer oldu. Güçlünün yanında değil haklının yanında oldum. Bu çok güzel bir davranıştı, ancak birgün ben mazlum olduğunda yanımda durduğum o mazlumları aradı gözlerim bulamadım, yine yanıldım.


Peki bunları yaşadım diye denemedim mi değişmeyi. Çok denedim kaç dedim artık böyle biri olmayacağım. Artık farklı biri olacağım.

Olabildim mi hayır. Ben ne ise oyum.

Değişemedim, ve değişmeyeceğim. Sana inat iyi kalacağım dünya...


Zulmü Alkışlayamam - Gönülden Denemeler - Murat UYSAL


Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem; 
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem. 
Biri ecdadıma saldırdımı, hatta boğarım! ...
-Boğamazsın ki! 
-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam; 
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale; 
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale! 
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum? 
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum! 
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim! 
Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım! 
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
İrticâın şu sizin lehçede ma'nâsı bu mu?

Mehmet Akif Ersoy

Aynalar Şiiri - Gönülden Denemeler


Amatör şiir seslendirmelerine aynalar şiiri ile devam ediyorum.

Daha almam gereken çok yol var bunun çok farkındayım. Elimden geldiğince iyi seslendirmeye çalıştım.

Umarım çok kötü olmamıştır :) 


Aynalar, bakmayın yüzüme dik dik; 
İşte yakalandık, kelepçelendik! 
Çıktınız umulmaz anda karşıma,
Başımın tokmağı indi başıma.

Suratımda her suç bir ayrı imza,
Benmişim kendime en büyük ceza! 
Ey dipsiz berraklık, ulvi mahkeme! 
Acı, hapsettiğin sefil gölgeme!

Nur topu günlerin kanına girdim.
Kutsi emaneti yedim, bitirdim.
Doğmaz güneşlere bağlandı vade; 
Dişlerinde, köpek nefsin, irade.

Günah, günah, hasat yerinde demet; 
Merhamet, suçumdan aşkın merhamet! 
Olur mu, dünyaya indirsem kepenk:
Gözyaşı döksem, Nuh tufanına denk?

Çıkamam, aynalar, aynalar zindan.
Bakamam, aynada, aynada vicdan; 
Beni beklemeyin, o bir hevesti; 
Gelemem, aynalar yolumu kesti.

Necip Fazıl Kısakürek

Güvercinlerin matemi

Bu sabah aracımla yola çıkıp ilerlerken 2 güvercin gördüm yerde. Ağır ağır yürüyorlardı, aracımla ilerlerken kaçarlar nasılsa deyip rahatça ilerliyordum.

Ancak ilerlememe rağmen ağır ağır hareket ediyorlardı. O noktadan uzaklaşmak istemiyorlardı kaçmıyorlardı şaşırmıştım. Hatta öyle ki dikkat etmesem aracım ile belki ezebilirdim onları ve bi anlık hamle ile kurtarmıştım onları.



Ancak o güvercinleri geçer geçmez az ilerde yerde yatan hayatını kaybetmiş bir güvercin olduğunu sonradan farkettim. Taşlar yerine oturmuştu. Meğerse yas tutuyorlarmış bellki arkadaşları idi belki evladi belki de anne veya babası. Her ne ise afallamaları ve beni farketmemeleri o acı nedeniyleymiş meğer.

Hayvan bile olsa, Allah öyle adaletli ki hepimizi o sevgi denen mükemmel duygu  ile yaratmış. Bağlılığı değer vermeyi ve hayatında birşeylerin eksilmesine sebep olan dostları sadece insanlara vermemiş. Sanki bir yakını kaybetmiş gibi onların üzüntüsüne ortak oldum, keşke hiçbir canlı hiçbir şekilde üzülmek zorunda kalmasaydı...


Görev bilinci ile bayram kutlamak

Yine bayram geldi. Görev bilinci ile bayramı kutlamak serüveni yaşıyoruz. Herkes mutlu gibi güzel elbiselerini giyiniyor. Aslında mutlu olmamak için bir sebep de yok. Ancak mutlu değiliz nedense. Üstümüze bombalar yağmıyor ama mutlu değiliz her nedense.

Birbirimizi gördüğümüze mutlu oluyoruz bazılarımız ama bir çoğumuz görmek zorunda olduğu için görüyor. Dostane tavırlar sergiliyor sever gibi gördüğüne memnun olmuş gibi yapıyor. 3-5 sn lik sahte tebessümler sonrası eski kasvete bürünen yüzlerinizden anlıyorum gerçek düşüncenizi.

Birbirimizin işlerini soruyoruz sanki çok umursuyor gibi. Birimiz bir diğerimizin başarılı olduğu birşey varsa sevinir gibi yapıyoruz. Halbuki içten içe bir kıskançlık ile o an gülümsüyor içinizden bir korku ile o başarıyı alkışlıyor gibi yapıyorsunuz.

Bir dostumuzun bir kötü ve sıkıntılı hali var ise de ona üzülür gibi yapıp ilgileniyoruz. Yada ilgilenir gibi görünüp yardımcı olmaya çalışıyoruz. Halbuki umrumuzda bile olmamasını hissettirmemeye çalışırken ben anlıyorum ele veriyorsunuz kendinizi.

Birbiri ile iyi geçinen insanları duyunca şaşırıyor ve nasıl iyi geçinirler diye içinizden hayret ediyorsunuz. İyi olmalarına sevinmek varken nasıl iyi olurlar diye şaşırıyorsunuz. Dostluk samimiyet nerede, bayram günü bayramı böyle boşa harcamak niye. İnsan işte hep kaybetmekte hep aldanmakta bile bile de devam etmekte. Heyhat...

Birbirimize midemizi bozmaya gayret edercesine baklava komasına sokmaya çalışırken güya sevgimizi göstermeye çalışıyoruz. Ama içten bir nasılsın deyip sarılmaktan acizken bir yufka arasındaki cevizi ikram ederek şirin gözükmeye çalışıyoruz.

Bayram demek bu mu gerçekten. Ya bayram bu değil, ya da biz bayramı yaşayamadığımız için bayram değil. Her ne ise sebep bilmiyorum ama bayram kesinlikle bu değil...


Ey Vatan Şiiri - Gönülden Denemeler



MÜLKİYE MARŞI (EY VATAN) Mulkiye Marsı

Başka bir aşk istemez, aşkınla çarpar kalbimiz,
Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz.
Gül ki sen, neş'enle gülsün ay, toprak, deniz.
Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz.

Bir güneştin bir zamanlar, ay kadar kaldındı dün,
Dün bir ay'dın, sislenen boşlukta yıldızsın bu gün;
Benzin uçmuş bak, ne rüya'dır, bu akşam gördüğün?
Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz.

Beklesin Türk Oğlu'nun azminden kuvvet bulmayan,
Sel durur, yangın söner elbette bir gün Ey Vatan
Süslenir, oynar yarın, dün ağlayıp matem tutan
Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz.

Cemal EDHEM YEŞİL